Kızarıklık tek başına bir tanı değildir. Basit bir yüzey tahrişinin de, göz içini ilgilendiren ciddi bir tablonun da ilk işareti olabilir.
Bu nedenle kızarıklıkla birlikte ağrı, görme azlığı ve ışık hassasiyetinin bulunup bulunmadığı, değerlendirmenin en belirleyici basamağıdır.
Op. Dr. Birol Coşkun’un Fatsa’daki kliniğinde kızarıklığın deseni ve eşlik eden bulgular biyomikroskopla incelenerek ayrım yapılır.
Göz Neden Kızarır?
Göz akı, konjonktiva adı verilen ince ve saydam bir zarla kaplıdır. Bu zarın içinde normalde ince ve zor fark edilen damarlar bulunur. Herhangi bir uyaran karşısında bu damarlar genişler ve göz kızarık görünür.
Kızarıklığın hangi damar ağından kaynaklandığı, hekim için önemli bir ipucudur. Yüzeydeki damarlarda yaygın genişleme genellikle daha iyi huylu tabloları düşündürürken, korneanın çevresinde toplanan derin bir kızarıklık göz içi tutulumunu akla getirir.
Bu ayrım çıplak gözle güvenilir biçimde yapılamaz. Kızarıklığın yerleşimi, deseni ve eşlik eden bulguları biyomikroskopta değerlendirilir.
Göz Kızarıklığının Nedenleri Nelerdir?
Kızarıklığa yol açan tablolar geniş bir yelpazede yer alır. Aşağıdaki tablo, sık karşılaşılan nedenleri ve bunlara eşlik etmesi beklenen bulguları özetler.
| Neden | Sıklıkla Eşlik Eden Bulgular |
|---|---|
| Göz kuruluğu | Yanma, batma, gün sonuna doğru artan rahatsızlık |
| Konjonktivit | Akıntı, kum hissi, iki gözde sıralı başlangıç |
| Alerji | Belirgin kaşıntı, kapak şişliği, sulanma |
| Blefarit | Kirpik dibinde kabuklanma, kapak kenarında kalınlaşma |
| Subkonjonktival kanama | Ağrısız, sınırları belirgin kırmızı alan |
| Kornea sorunları | Ağrı, ışık hassasiyeti, görmede azalma |
| Üveit | Derin ağrı, ışıktan rahatsızlık, bulanık görme |
| Akut glokom krizi | Şiddetli ağrı, bulantı, halelerle görme, görme kaybı |
Tablodaki ilk sıralar günlük uygulamada çok daha sık karşılaşılan durumlardır. Ancak son sıralardaki tablolar gecikmeden değerlendirme gerektirdiği için, ayrımın muayeneyle yapılması önem taşır.
Hangi Belirtiler Uyarıcıdır?
Kızarıklığa aşağıdaki bulgulardan biri eşlik ediyorsa, muayenenin ertelenmemesi önerilir. Bu bulgular tablonun yalnız göz yüzeyiyle sınırlı olmayabileceğini düşündürür.
- Görme keskinliğinde azalma ya da bulanıklaşma
- Zonklayıcı, derin ya da şiddetli göz ağrısı
- Normal ortam ışığına bile gözü açık tutamama
- Işıkların çevresinde hale görme
- Bulantı ve kusmanın göz ağrısına eşlik etmesi
- Lens takılıyken başlayan batma, ağrı ve kızarma
- Göze darbe, kimyasal sıçraması ya da yabancı cisim girmesi sonrası kızarıklık
Kimyasal madde sıçraması durumunda beklemeden bol temiz suyla uzun süre yıkama yapılması ve ardından hekime başvurulması genel bir ilk yardım yaklaşımıdır. Bu tür durumlarda geçen süre, tablonun seyrinde belirleyici olabilir.
Gözde Ani Kırmızı Leke: Subkonjonktival Kanama
Göz akında aniden beliren, sınırları belirgin ve parlak kırmızı bir alan, hastaları en çok endişelendiren görüntülerden biridir. Bu tablo genellikle konjonktiva altındaki ince bir damarın çatlamasıyla oluşur.
Subkonjonktival kanama çoğu olguda ağrısızdır, görmeyi etkilemez ve akıntıya yol açmaz. Öksürme, hapşırma, ıkınma, ağır kaldırma ya da gözü ovma gibi ani basınç artışları tetikleyici olabilir.
Kanama alanı kendiliğinden emilirken renk değişimi gösterir ve genellikle birkaç hafta içinde geriler. Buna karşın sık yineleyen kanamalarda tansiyon, kan sulandırıcı ilaç kullanımı ve pıhtılaşma ile ilgili durumların değerlendirilmesi önerilir.
Görmeyi etkileyen, ağrıyla seyreden ya da bir travma sonrasında ortaya çıkan kanamalar farklı bir başlıktır ve gecikmeden muayene edilmelidir.
Kontakt Lens Kullanıcılarında Kızarıklık
Kontakt lens kullanan bir kişide ortaya çıkan kızarıklık, ayrı bir dikkatle ele alınır. Lens korneayı örttüğü için hem oksijen akışını hem de göz yüzeyinin savunmasını etkileyebilir.
- Kızarıklık fark edildiğinde lensin çıkarılması ve yeniden takılmaması
- Ağrı, ışık hassasiyeti ya da görme azlığı varsa muayenenin ertelenmemesi
- Lens ve lens kabının hekim değerlendirmesi öncesinde atılmaması
- Lensle uyunmaması ve kullanım süresinin aşılmaması
- Lens solüsyonunun her kullanımda yenilenmesi, musluk suyuyla temas ettirilmemesi
Bu grupta kızarıklık ve ağrı birlikteliği, korneayı ilgilendiren tablolar açısından değerlendirilir. Muayene erken yapıldığında sürecin izlenmesi ve tedavinin planlanması daha kolay olur.
Muayene ve Tedavi Nasıl Planlanır?
Fatsa’daki klinikte değerlendirme, görme keskinliğinin ölçülmesiyle başlar. Ardından biyomikroskopla göz yüzeyi, kornea, ön kamara ve kapaklar incelenir. Gerekli görülürse göz içi basıncı ölçülür ve göz dibi değerlendirilir.
Tedavi tümüyle saptanan nedene göre planlanır. Göz kuruluğuna bağlı kızarıklıkta yüzey tedavisi, bakteriyel bir tabloda antibiyotikli damla, alerjik tabloda kaşıntıya yönelik tedavi öne çıkar. Göz içini ilgilendiren tablolarda ise tedavi daha yakın takip gerektirir.
Kızarıklığı gideren, damarları büzerek etki eden reçetesiz damlaların düzenli kullanımı önerilmez. Bu damlalar altta yatan nedeni tedavi etmez, tablonun görünürlüğünü azaltarak tanıyı geciktirebilir ve bırakıldığında kızarıklığın daha belirgin dönmesine yol açabilir.
Kızarıklığın nedeni saptandıktan sonra kontrol aralığı da bu nedene göre belirlenir. Bazı tablolar tek muayeneyle sonuçlandırılabilirken, göz içi tutulumu olan durumlarda düzenli kontroller gerekir.
Evde Nelere Dikkat Edilmelidir?
Muayene öncesinde ve tedavi sürecinde bazı basit önlemler, tablonun ağırlaşmasını önlemeye yardımcı olur.
- Gözü ovmamak; kaşıntı varsa soğuk kompres tercih etmek
- Başkasının reçetesiyle yazılmış damlaları kullanmamak
- Evde kalmış eski damla kutularını açıp kullanmamak
- Göz makyajına ve kontakt lense şikâyet süresince ara vermek
- Ekran süresini azaltmak ve düzenli aralar vermek
- Kızarıklığın seyrini ve eşlik eden belirtileri not etmek
Evde kalmış kortizonlu damlaların bilinçsiz kullanımı özellikle sakıncalıdır. Bu damlalar bazı tabloları geçici olarak yatıştırırken, altta yatan enfeksiyonun derinleşmesine ve göz içi basıncının yükselmesine yol açabilir.
Sonuç
Göz kızarıklığı bir tanı değil, birçok farklı tablonun ortak bulgusudur; tedavi ancak neden saptandıktan sonra anlam kazanır.
Kızarıklığa ağrı, görme azlığı ya da ışık hassasiyeti eşlik ediyorsa değerlendirmenin ertelenmemesi önerilir.
Ordu ve Fatsa çevresinde yineleyen ya da geçmeyen göz kızarıklığı olan kişilerin, reçetesiz damlalarla idare etmek yerine muayene ile ilerlemesi uygun olur.
Sık Sorulan Sorular
Göz kızarıklığı yaşayan kişilerin aklına takılan başlıca konular aşağıda sırayla yanıtlanmıştır.
Yüzey tahrişine ya da yorgunluğa bağlı hafif kızarıklıklar kendiliğinden gerileyebilir. Birkaç gün içinde geçmeyen, yineleyen ya da ağrı ve görme azlığıyla seyreden kızarıklıkların muayene edilmesi gerekir.
Ağrısız, görmeyi etkilemeyen ve sınırları belirgin kırmızı alanlar genellikle subkonjonktival kanamadır ve kendiliğinden geriler. Sık yineliyorsa tansiyon ve kullanılan ilaçlar açısından değerlendirme önerilir.
Damarları büzerek etki eden bu damlaların düzenli kullanımı önerilmez. Altta yatan nedeni tedavi etmezler, tanıyı geciktirebilir ve bırakıldığında kızarıklığın daha belirgin dönmesine yol açabilirler.
Yüksek tansiyon, subkonjonktival kanamaların yinelemesinde rol oynayabilecek etkenler arasında sayılır. Sık kanama yaşayan kişilerde tansiyon takibi önerilir.
Uzun süreli ekran kullanımı göz kırpma sıklığını azaltarak göz yüzeyinin kurumasına ve buna bağlı kızarıklığa yol açabilir. Düzenli aralar ve göz yüzeyini destekleyen tedaviler bu tabloda yardımcı olur.
Tek gözde başlayan ve ağrı, ışık hassasiyeti ya da görme azlığıyla seyreden kızarıklık daha dikkatle ele alınır. Bu birliktelik, göz içi ya da kornea kaynaklı tabloları düşündürebilir.
Beklemeden bol temiz suyla uzun süre yıkama yapılması ve ardından hekime başvurulması genel yaklaşımdır. Bu durumlarda geçen süre tablonun seyrinde belirleyici olabilir.
Kızarıklık varken lens takılmaması önerilir. Lensi çıkarıp muayeneye gelmeniz, göz yüzeyinin doğru değerlendirilmesini sağlar; lens ve kabınızı atmadan getirmeniz de faydalı olabilir.
Bu sayfa Op. Dr. Birol Coşkun Göz Kliniği tarafından genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Tanı ve tedavi kişiye özeldir; buradaki bilgiler hekim muayenesinin yerine geçmez.